Hayat güzel

Hemen altta yer alan REKLAM linkini lutfen TIKLAYIN... (Google reklamları)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Davos'taki zirvede düzenlenen "Gazze" oturumunda İsrail Cumhurbaşkanı Perez ile tartışarak paneli terk etti. Erdoğan, Perez'e "Siz insan öldürmeyi iyi bilirsiniz" diyerek "Bundan böyle benim için Davos bitmiştir. Artık Davos'a gelmem" diyerek salondan ayrıldı. Erdoğan'ın etrafında bu sırada gazeteciler ve güvenlik görevlileri tarafından etten duvar örüldü. Büyük izdihama neden olan olay sonrası Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan gözyaşlarına boğuldu.

Davos'ta Türkiye ile İsrail arasında resmen Filistin restleşmesi yaşandı. Erdoğan, İsrail'i çocukları bombalamak ve Hamas'ı demokrasi dışına itmekle suçlayınca İsrail Cumhurbaşkanı Peres, sesini yükseltti.

Peres'in yaklaşık 22 dakika süren konuşması üzerine Erdoğan, ısrarla paneli yöneten gazeteciden söz istedi. Verilmemesi üzerine sinirlenen Erdoğan paneli yöneten gazetecinin elini eliyle iterek ve ısrarla konuşmasına devam etti.

Erdoğan, İsrail'in öldürmeyi çok iyi bildiğini söyleyerek Peres'e yaşlı olduğunu ve sesini yükseltmesini de suçluluk psikolojisinden kaynaklandığını ifade etti.

Konuşması sık sık bölününce iyiden iyiye sinirlenen Erdoğan, Davos benim için bitmiştir diyerek paneli terk etti.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN KONUŞMASI

Biz insanı yardım gönderiyoruz, 15 gün kapılarda bekletiliyoruz. Kızılay 15 gün kapıda bekletildi, rica minnet kabul ettirdik.

Çok daha ilginç olanı, şu anda 27 Aralık'tan 4 gün önce görüşme yapıyoruz.

5-6 saat biz İsrail'in Suriye'de 5. raundunu görüşürken özel temsilciler görüşme yaptı. Hedefimiz doğrudan görüşmeler nasıl yapılacak bunu başarmak istiyoruz. Bunları konuştuk, bir iki kelimeye kadar düştü. Bunları da hafta sonu karara bağlayalım denildi. Ben Olmert'e şunu söyledim.

Dedim ki bakın Hamas'ın elindeki askeri biz kurtarabiliriz. Sizden ricam şu. Reform ve Değişim Partisi Filistin'de seçim kazandı. Hep demokrasiden yanayız dedik ya. O zaman bu demokratik mücadeleyi vermiş ve onları kazananları saygıyla karşılayabiliriz. İşte o seçilenlerden milletvekilleri bakanları sizin elinizde esir. Gelin burada bir paket yapalım, Sayın Abbas'a gösterdiğiniz jesti sizde onlara gösterin. Dedi ki eğer bunları bırakırsak Abbas kriz geçirir dedi. Dedim ki o zaman elinizdeki çocuklar esir en azından onları bırakın dedim. O da arkadaşlarla görüşelim size döneriz. Hala dönecek.

Sonra ne oldu 1400 insan öldü bunların arasında çocuklar var.

Soruyoruz size insanca düşünelim. İsrail'in elindeki silah ve kitle iletişim silahları dahil bunların birisi Filistin'de var mı? Bir şey biliyorsam bunların zerresi kadarı yok.

Hamas bir reform partisinin farklı bir şeklidir. Onu bu hale kim getirdi, seçimlerden sonra ona bu demokratik hakları vermeyenlerdir.

Bu kapıların açılması gerekiyor. O insanlar hapishanede mi yaşacak. Önce bu kapıların açılması gerekiyor. İnsanlar öncelikle yaşam hakkını kazanması gerekiyor. Deniliyor mi silah girmesin. Eğer bu tünellerin ucu Mısır'daysa onlar da bunu sokmasın.

Olmert'e söyledim, siz bu görüşmeleri tek taraflı görüşüyorsunuz. Çünkü siz sadece El Fetih'le görüşüyorsunuz bu Hamas'ta bu ülkenin bir parçası.

PERES İDDİALARA CEVAP VERİYOR

Sayın Başbakan ne zaman beklediniz biliyorsunuz. O dönemde dinamitler vardı ve ölenler oluyordu o dönemde. Televizyon izlemek istemek istemiyorum, çok fazla detay bilmeniz gerekiyor. İsrail, 60 yıllık bir devlet ve savaşıyoruz. Bu kadar savaşan bir ülke var mı? Sayın Mübarek aslında durumu biliyor. Sayın Abbas durumu biliyor, sizin kadar biliyor.

Ne oluyor burada. Her gün 1 milyon kişi barınaklarda kalmak zorunda kalıyor. Her şey yolunda mıydı? Günlerce aylarca yıllarca bekledik bir son gelsin diye ama son gelmedi.

Bir sorun var ve bu sorunu saklamak istemiyorum. İran'ın Orta Doğu'da bir egemenlik kurmak istiyor. Silah temin ediyorlar, bomba temin ediyor. Ne yapmamız gerekiyor. Her gece İstanbul'da roket saldırısı olsa ne yapardınız size soruyorum.

Bizim yapmak istediğimiz şu. Biz barış istiyoruz ve artık tercihimiz yoktu ve bunu yaptık. Roketler kullanılıyor Yahudilerin öldürülmesini isteyenlerle.

Basit değil, terör örgütünün başlangıcı olduğunu biliyoruz.

İsrail kimseyi öldürmek istemiyor. Çocuklar son derece önemli. Bizim topladığımız tüm paralar çocuk merkezlerine gidiyordu. Beş yıl içinde hastane yoktu mesela. 5,500 çocuğa yardım ettik mesela. Arap doktorları da yoktu İsrail'de tedavi yaptık.

Masum ailelere saldırılırsa ne olur? Mesela biz insanlara lütfen buradan ayrılın diye telefonlar açtık. Lütfen buraları terk edin dedik. Bunları yapmak zorundaydık. Herhangi hükümet ne yapardı bu durumda. Sayın genel sekreterin sözlerini de anlıyorum. Lütfen net olarak burada mesajı vermek istemiyorum. İsrail'in bir ateşkese ihtiyacı yok çünkü biz başlatmadık. Onlar durdurursa ancak olur. Biz insanları öldürmekle uğraşmıyoruz. Sayın Arap inisiyatifini başlatmasını önemli bir tercih olarak görüyorum. Bizim karşılaştığımız sorunlar şimdi biz Filistinlilerle müzakerelere başladık. Sayın Mübarek şunu söyledi: Barış için bunu yapmamız gerekiyordu. Bizim aşırı bir karmaşık sorun var karşımızda.

ERDOĞAN: Peres ben den yaşlısın sesin çok yüksek çıkıyor

Sayın Peres ben den yaşlısın sesin çok yüksek çıkıyor biliyorum ki sesinin bu kadar yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisidir

Öldürmeye gelince siz çok iyi bilirsiniz.

Ülkenizde Başbakanlık yapmış kişilerin sözleri vardır

Tankların üzerinde Filistin'e girdiğimde kendimi mutlu hissediyorum diyen başbakanlarınız vardı.

Bu zulümleri alkışlayanları da ayıplıyorum.

Buradan iki söz söyleyeceğim.

Sözümü kesmeyin

1 Tevrat 6. maddesinde der ki öldürmeyeceksin. Burada öldürme var.

İsrail barbarlığı zalimliğin de ötresinde bir şey bir Yahudi.

Avi Şalom Guardina'da bunu söylüyor. İsrail Haydut devlet haline gelmiştir.

Benim için Davos bitmiştir. Siz konuşturmuyorsunuz. 25 dakika konuştu 12 dakika konuşturuyorsunuz.

Serhat Yabancı
Psikolojik Danışman 

      Aslında insan her zaman, ilerlemek, yenilenmek, yeni şeyler öğrenmek ister. Fakat bazen içinde bulunduğumuz durum bizi çok rahatsız etse de değiştirmek adına nedense adım atamayız. Hem şikayet eder ve yakınır  hem de o ilk adımı atmaktan kaçınırız.  Peki neden bu çatışma? 
 İlk adımı atmak ve bir şeyleri değiştirmek için kişinin önce cesareti olmalı deriz. Cesaret için ise özgüvenin eyleme geçecek düzeyde olması gerekir.
 
    Neden ilk adımı atamayız ? ilk adımı atamamanın psikoanalitik açıdan temelleri olumsuz yargılar, çocukluğunda aldığı negatif telkinler, geçmişindeki olumsuz yaşantılar, öğrenilmiş çaresizlikler, kaygılar  ve korkulardır. Çocukluğundan itibaren özgüveni tırpanlanmış bir bireyin girişimcilik yönünün yetersiz olması kaçınılmazdır. Fakat bu yazıyı okurken şunu özellikle belirteyim ki, hatanın %90 ı geçmişimiz, aile telkinlerimiz ve olumsuz yaşantılarımız olsa bile, geçmişe sığınmayı asla kabul edemeyiz.
 
     Eğer şu an ki durumumuzdan memnun değil, bir şeyleri değiştirmek istiyor isek,öncelikle bizi en çok korkutan ve engelleyen sonrası hakkındaki belirsizliği çözmemizdir. Kişi, sonraki aşamayı planladığı andan itibaren, belirsizlik yerini daha net bir yola bırakır. Böylece belirsizliğin yarattığı kaygılar azalır ve biraz daha kendimize olan güvenimiz artar.
Evlenmek, boşanmak, ilişki yaşamak veya ayrılmak, arkadaşlık, ruhsal durum değişikliği, yeni yaşam tarzı oluşturmak gibi sayısızca değişikliği yapmamız için her an bir fırsattır. Ama Türk insanın en büyük kaybı ise erteleme özelliğidir.  Bir şeyleri değiştirmek adına hep erteleme yapıyoruz.  Ertelemek için ise her zaman kendimizi ve çevremizi inandırdığımız mantıklı !!! nedenlerimiz vardır.  Aslında ertelemek zamanla alışkanlık olup, kişiliğin bir parçası haline gelir. Bu nedenle hayatımız hep hedef ve planlarla dolu ama sonuçsuzdur. Şu an bu yazıyı okuduğunuz anda bile düşünün .  
          HAYATTA NELERİ ERTELİYORUM,BUNLAR BENİM İÇİN NE KADAR ÖNEMLİ,ORTAYA KOYDUĞUM NEDENLER GERÇEKTEN AŞILAMAYACAK KADAR BÜYÜK MÜ?
 
     Ertelemek sadece hedefleri ve eylemleri ertelemek değil, yaşamı ve yaşamayı ertelemektir. Oysa dönüp baktığımızda ne kadar olumsuzluk yaşadık, nelere boş yere tahammül ettik, neler için sabır ediyor sanıp taviz verdik.. ve sanırım bunları okuduktan sonra da düşünüp eyleme geçemez isek yine bir erteleme kaçınılmaz olacaktır. Batılı  ülkelerde insanlar, çok defa denemelerde bulunup, her aldığı olumsuz sonuçtan yeni bir yöntem geliştirmiş, aldığı olumlu sonuçlar ile de daha büyük adımlar atmışlardır. Çünkü o insanlar ki, hayatı birilerinin öngördüğü gibi değil kendi istedikleri gibi yaşamayı hedeflemişlerdir. En büyük işadamları, düşünüler bile  defalarca denemeler yapmış, istedikleri sonuçları alamasalar da her defasında yeni bir plan ile yola devam edip bugün insanlığa örnek olmuşlardır.
     Bir örnek.:   
Henry Ford: Otomobil geçici bir moda Otomotiv sektörünün kurucusu Henry Ford, 1903 yılında bankaya kredi talebinde bulunmuş; ancak ret cevabı almış. Müdüre, “Nasıl böyle büyük bir projeyi geri çevirebilirsiniz?” deyince, banka müdürü, “Otomobil ancak geçici bir moda olabilir.” cevabını vermiş. Ford ise bunun üzerine, “Bir gün yollarda at arabalarının yerini otomobil alacak.” demiş. Hedefine ulaşmak için beş kez iflas eden Ford, sayısız engelle de karşılaşmış.
     Çocukluğumuzda bile “ bu çocuktan birşey olmaz” gibi çok söz duymuşuzdur. Aslında duymamız gerken “denemeden bırakma “ olmalıydı. Bu nedenle ülkemizde de  ilk adımı atmak, değişmek daha zor ve kırılgandır. Hatta değişimin olmayacağına bu toplum  o kadar inanmıştır ki “yedisinde ne ise yetmişinde odur “ denilerek değişimin mümkün olmayacağını telkin etmişlerdir.
    Yine kendimizi  ve  yaşamımızdaki her hangi bir bölümü değiştirmek için en büyük engellerden biri de öğrenilmiş çaresizliktir.  Öğrenilmiş çaresizliği önce tanımlamamız lazım: Geçmişteki acı deneyimlerden çıkarılan olumsuz şartlanmaların bugünkü davranışları belirlemesidir. daha önceki denemelerde karşılaşılan başarısız sonuçların bugüne olumsuzluklar yaratması ve kendini sınırlayacak şekilde yanlış yorumlamalar yapmaktır.

İki örnekle açıklamak istiyorum.
 
FİLLER
 Hindistan da yavru filler yakalanıp büyükçe bir ağaca ayağından bağlanır. Fil ne kadar uğraşsa da bu ağaçtan ayağını kurtaramaz. Sonunda vazgeçer. Yeteri kadar büyüdüğü vakit fil bu ağaçtan çözülür, ama ayağına taşıyabileceği kadar bir ağaç parçası bağlanır. Ayağında o ağacı gördükçe hala kaçamayacağı bir durumda sanır kendisini. İnsanlar tarafından kaçmayacağından emin olunarak rahatça kullanılır.
 
KARTAL YAVRUSU
Kartal yavrusu, bir vesileyle civcivlerin arasına düşmüş. Civciv olduğunu zannederek civcivler gibi yürürmüş. Civcivler gibi yeri gagalayıp yiyecek arıyormuş. Bir gün havada bir kartal görmüş.
· Muhteşem bir kuş bu ya. Ne kadar yükseklerden uçuyor. Keşke ben de onun gibi olabilsem. Onun gibi yükseklerden süzülerek uçabilsem. Diye söylenirken. Yanındaki civcivler demiş ki:
· Bak biz civciviz, o ise kartal. Boşuna hayallere kapılma. Onun gibi yükseklerden uçamazsın.
Kartal yavrusu çok üzülmüş. Çünkü kendisinin de bir kartal olduğunu bilmiyormuş. Birilerinin ona kartal olduğunu söylemesi ve onu buna inandırması gerekiyormuş. Ama söyleyen olmayınca hayatının sonuna kadar civcivler arasında yaşamış.
 
     İşte öğrenilmiş çaresizlik budur. Toplumun bize telkin ettiği, bizim denemekten çekindiğimiz, planladığımızda bile çevremizdekilerin hemen önümüze hep olumsuz sonuçları koyduğu, bizi korumak adı altında işkenceye, taviz vermeye, pişmanlığa ittiği bir durumdur.
  Yaşadığımız toplumda negatif fikirlere, bizim engelleyecek önerilere kapalı olmalıyız.
   Depresyona giren danışanlarımda gördüğüm en büyük nedenlerden biri de olaylara yeri ve zamanında tepki vermemek, zamanında gereken kararları almamak ve adımları atmamaktır. Bunun nedeni olarak da hep birilerini ve çevreyi suçlamak.Oysa kendimizi oyalamayalım, kişi her yaşta bir değişiklik yaratabilir. Yapılan her değişim ise bizim değerli ve güçlü olduğumuzu bize kabul ettirir.
     Hazır 2009 a girmiş iken  yenilikler yapmamız, hayatımıza yön vermemiz, yeni bir ben olabilmemiz için her şey hazır. Hani hep erteleriz . Pazartesi olsun başlayacağım, ayın biri olsun, bayramdan sonra, tatil dönüşü…  işte yeni bir yıla başlarken ilk yapmamız gereken ertleme alışkanlığımızı atıp planları fikirleri eyleme dökmektir. Gerekirse bir psikologdan, bir yaşam koçundan da destek almak gerekir.
     Kısacası  YENİ BİR BEN OLMAK ADINA yapmamız gereken bir yol haritası çizmektir. Eylem aşamasını planladığımız andan itibaren bocalamayan, nerede ne yapacağını bilen, önüne çıkacak engelleri hesaplayan ve çözüm hazırlayan birer kendini değerli gören bireyler olabiliriz.
Aşağıda örnek bir yol haritasından bahsedeceğim. Bunu kendimize göre düzenleyebiliriz.

YOL HARİTASI
1.problemi tanımlamak:
2.hedefimiz
3.zaman dilimi
4.önümüze çıkabilecek engeller
5.bu engeller için geliştirdiğimiz çözümler
6.bizi destekleyen etmenler
7.bizi neler motive edecek
8.değişimi nasıl göreceğiz ve hissedeceğiz
9.sonuç
10.  eksik kalan kısımlar için değerlendirme ve yeni alternatifler
  

 
Şimdi örnekler üzerinden devam edelim.  Yaşamımızın bir alanında değişiklik yapmak istiyoruz. Öncelikle ;
ü      Şu an ki durumumuzu tanımlamamız gerekir. Neler yaşıyoruz, duygular, rahatsız olduğumuz noktalar, değiştirmek istediğimiz yaşamsal kısımları.. vb. gibi durumları fark etmeliyiz. Neyi değiştirmek istiyoruz?, bizi mutsuz eden şey-şeyler nelerdir?
ü      Hedefimiz. Bu değişim sonunda neye ulaşmak istiyoruz? Yani ulaşmak istediğimiz yeni durum nedir? hedefimiz ne kadar açık ve net olursa o kadar kararlı ve düz bir yoldan yürürüz. Burada esas olan hayatımızla ilgili her şeyi birden değil, kısım kısım veya tek tek ele alarak ilerlemektir hedef noktasında eğer ne aradığımızı biliyorsak, her bulduğumuzun aradığımız olmadığı biliriz.
ü      Bu hedefe ulaşmak için kendimize bir zaman belirlemeliyiz. Ne kadar zamanda başarmalıyım? Zamanın hangi diliminde neleri yapmalıyım gibi, zamanı da planlamalıyız.yani kısaca adımı atıp akışına bırakmamalıyız.
ü      Hedefi netleştirdikten sonra şimdi bu hedefe ulaşmada bizi neler engeller, önümüze ne gibi engeller çıkar? bunları tespit etmeliyiz. Belirlediğimiz hedefe uygun olarak, aşamalarda önümüze çıkacak engeller, bizim motivasyonumuzu kıracak, caydırmaya çalışacak zorlamalar ve engelleri tek tek belirlemeliyiz. Tabi bunun yanında hesaplanmayan ama yol haritasında ilerledikçe önümüze planlamadığımız engellerde çıkabilir. Bu durumda ise yine doğru bir planlama ile sürprizleri minimize etmiş oluyoruz.
ü      Engelleri tespit ettikten sonra bu engelleri aşmak için çözüm önerileri ve alternatifler geliştirmeliyiz ve hazırlamalıyız.
ü      Desteklerimiz: Hedefe ulaşmak için  ne gibi desteklerimiz var? Bize destek olacak birimler, kişiler, destek konuları ve nitel ver niceliksel olarak planlamalıyız.
ü      Şimdi ise bu süreçte bizi motive edecek unsurları ortaya koymalıyız. Sonucu hayal etmek, şu anda yaşanılan negatif durumun bitmesi, hedefin gerçekleşmesi gibi düşünceler ve canlandırmalar bizi motive edecektir.
ü     Peki yeni bir ben olmak adına ve hedefe ulaşmak adına değişiklikleri nasıl fark edeceğiz.? Bunları da tek tek yazmalı ve tespit etmeliyiz. Kendimi iyi hissedersem,işlerim düzelirse, ilişkimde sorunlar azalmaya başlarsa  gibi
ü      Sonuca gelindiğinde istediğimiz noktaya ulaştık mı ? neleri değiştirdik, neler eksik kaldı.?
ü      Sonuçtan sonra ise bir değerlendirme yaparak, istediğimiz hedefe ulaştık mı,ne kadar değişim oldu,yeterli mi? Nerelerde aksaklıklar oldu gibi değerlendirmeler ile  son gözden geçirmeyi  yaparız.
ü      Eğer hedefimizde aksaklıklar olduysa yada yetersiz hedefe ulaşım oldu ise aksaklıkların giderilmesi için ara planlar yapabiliriz.
 
Görüldüğü gibi bir yol haritamız var ise hedefe ulaşmak için çok fazla bir şeyler yapmaya gerek yok. Yeni bir yaşam haritasında ve yeni bir ben olma yolunda başarılar.

Çalışanın aldığı  
Brüt ücret666.0  
SSK işçi93.2 14.0%
İşsizlik işçi6.7 1.0%
Gelir Vergisi84.9 15.0%
Damga Vergisi4.0 0.6%
Net Maaş477.2  
   
Brüt ücret666.0  
SSK işveren96.6 14.5%
İşsizlik işveren13.3 2.0%
İşverene maliyet775.9  

Bu tabloda SSK işveren oranı %14.5 olarak gözüküyor.
Internet üzerinde arama yaptığınızda birçok sitede bu oran %19.5 olarak gösteriliyor.
Oysa bu oran (5763 sayılı yasa 26 Mayıs 2008 Tarihli resmi Gazete yayınlandı) 5 puan indirildi.
Ancak bu indirimden yararlanmanın şartları var.

5 Puan İndiriminden Yararlanma Şartları

• İşverenin, aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde SGK’ya vermesi,
• İşverenin, sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödenmesi,
• İşverenin SGK’ya hiç borcunun olmaması veya borcunu taksitlendirmiş olması,

5 Puan İndiriminden Yararlanmayacaklar :

• İşyerinde yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle 5 puan indiriminden yararlanamaz.

31 Aralık 2008 tarih ve 27097 sayılı 1 nci Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 5828 sayılı “2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu”nun 21 nci maddesi ile 2009 yılında uygulanacak kamu personeli aylık maaş katsayısı, taban aylığı katsayısı ve yan ödeme katsayıları 01/01/2009-30/06/2009 dönemi ve 01/07/2009-31/12/2009 dönemi için ayrı ayrı belirlenmiştir.

Söz konusu katsayıların yeniden belirlenmesine paralel olarak, hesaplanmasında bu katsayıların kullanıldığı kıdem tazminatı tavan tutarı, çocuk yardımı ile aile yardımı tutarları ile diğer bazı tutarlar değişmiş  ulunmaktadır.

Bu çerçevede, 2009 yılında geçerli olacak gelir vergisinden istisna kıdem tazminatı tavanı, çocuk yardımı, aile yardımı tutarları, gelir vergisinden istisna yurt içi ve yurt dışı gündelik tutarlarına isabet eden gelir dilimleri ile diğer bazı ödemeler aşağıdaki gibidir;1-) Kıdem tazminatı tavanı;

01.01.2009-30.06.2009 01.07.2009-31.12.2009

Kıdem Tazminatı Tavanı 2.260,05 TL 2.365,16 TL

2-) Çocuk yardımı;

01.01.2009-30.06.2009 01.07.2009-31.12.20090-6 yaş grubunda yer alan çocuklar 26,75 TL 27,96 TL

Diğer yaş grubundaki çocuklar 13,38 TL 13,98 TLEn fazla iki çocuk için ödenecek çocuk yardımları gelir vergisinden müstesnadır.

3-) Aile yardımı;

01.01.2009-30.06.2009 01.07.2009-31.12.2009

Aile Yardımı 80,26 TL 83,88 TL

Aile yardımı olarak ödenen ücretlerin gelir vergisinden istisna edilmediğine dikkat  dilmelidir. Aile yardımı sadece kamu personeli için gelir vergisinden müstesnadır.

4-) Gelir Vergisinden istisna yurt içi gündelikler ve bu gündeliklere isabet eden gelir dilimleriKadro Derece ve Ücret Düzeyi (TL) Ücret Düzeyi (TL) İstisna Kademe 01.01.2009-30.06.2009 01.07.2009-31.12.2009 Gündelik

1. Derece 1.Kademe 1.216,70 ve yukarısı 1.274,72 ve yukarısı 37,50

1. Derece 2.Kademe 1.207,07-1.216,69 1.264,65-1.274,71 31,50

1. Derece 3.Kademe 1.089,36-1.207,06 1.141,63-1.264,64 28,50

1. Derece 4.Kademe 939,54-1.089,35 985,05-1.141,62 26,00

1-4 Derece 757,36-939,53 794,65-985,04 23,50

5-15 Derece 757,35 ve altı 794,64 ve altı 22,505

Gelir Vergisinden istisna yurt dışı gündeliklere isabet eden gelir dilimleriKadro Derece ve Ücret Düzeyi (TL) Ücret Düzeyi (TL) Sütun Kademe 01.01.2009-30.06.2009 01.07.2009-31.12.2009 Numarası

Başbakanlık Müsteşarı 1.216,70 ve yukarısı 1.274,72 ve yukarısı II 8000 Ek Göst. Kadro 1.207,07-1.216,69 1.264,65-1.274,71 III 5300+ Ek Göst. Kadro 1.062,60-1.207,06 1.113,67-1264,64 VII 1-4 Dereceli Kadrolar 757,36-1.062,59 794,65-1.113,66 VIII 5-15 Dereceli Kadrolar 757,35 ve altı 794,64 ve altı IX

6-) 4697 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesi uyarınca 07 Ekim 2001 tarihinden önce düzenlenmiş ve 10 yıl süre ile prim veya aidat ödenmiş şahıs sigorta poliçeleri ile Kanunla Kurulan ve tüzel kişiliği haiz bulunan emekli sandıklarınca yapılacak aylık ödemeler ile toptan ödemelerin gelir vergisinden istisna olacak kısımları/ tutarları aşağıdaki gibidir;01.01.2009-30.06.2009 01.07.2009-31.12.2009

Aylık Ödemeler 4.132,72 TL 4.322,36 TL Toptan/Toplu Ödemeler 67.801,35 TL 70.954,80 TL

Metrodaki kemancı...

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider. Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar. Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı... Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgula nmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba? 

Bu da görüntüsü.

 

http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2007/04/04/AR2007040401721.html