Hayat güzel

Hemen altta yer alan REKLAM linkini lutfen TIKLAYIN... (Google reklamları)

Gerçek Kişi Bireysel Yatırımcılar Tarafından Beyan Edilmesi Gereken Menkul Sermaye Gelirleri
 
Türkiye’de yerleşik sayılan (tam mükellef) gerçek kişilerin 2007 yılında elde ettikleri menkul sermaye gelirlerinin bazıları için 1-25 Mart 2008  tarihleri arasında beyanname vermeleri gerekmektedir. Beyannamede hesaplanan gelir vergisinin Mart ve Temmuz 2008 aylarında iki eşit taksitte ödenmesi mümkündür.
 
Gerçek kişilerin mevduat faizi, repo geliri, hisse senedi alım-satım kazancı, Devlet tahvili ve Hazine bonosu faizi ve alım satım-kazancı gibi menkul sermaye gelirlerinin hangi koşullarda beyanname ile bildirilmeleri gerektiğine yönelik özet açıklamalar aşağıda yer almaktadır.
 
1. Genel Bilgi
 
Bilindiği gibi, menkul sermaye gelirlerinin beyan ve vergilendirme esasları 5281 ve 5227 sayılı Kanunlar ile 2006 yılından itibaren yürürlüğe girmek üzere Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 67 nci Madde ile önemli değişikliklere uğradı. Yeni vergileme rejimi 2006 yılından itibaren elde edilen gelirlere uygulanacak olmakla birlikte, 31/12/2005 tarihi itibariyle elde bulunan menkul kıymetlerden 2006 ve sonrasında elde edilen gelirler bakımından 2005 yılında geçerli olan hükümler uygulanacaktır. Bu nedenle, 2007 yılında gerçek kişi bireysel yatırımcılar tarafından elde edilen gelirler bir bakıma iki ayrı vergileme rejimine göre beyan ve vergilemeye tabi tutulacaktır.
 
Menkul sermaye gelirleri menkul sermaye iratları ve değer artış kazançları  olmak üzere iki ayrı grup gelirden oluşur. Menkul sermaye iratlarına örnek olarak bono ve tahvil gibi menkul kıymetlere ödenen faiz, mevduat faizi, repo geliri, hisse senedi ve iştirak hisselerine dağıtılan temettü (kâr payı) gibi gelirler verilebilir. Değer artış kazançlarına örnek olarak ise hisse senedi ve iştirak hisselerinin alım-satım kazançları, her türlü bono, tahvil ve benzeri menkul kıymetlerin alım-satım kazançları verilebilir. Bu iki grup gelirin beyan ve vergileme esasları farklılık gösterir.
 
Menkul sermaye iratlarının bir kısmı vergi kesintisine tabi tutulur. Hisse senedi ve iştirak hisselerine dağıtılan kâr payları da dağıtan kurum bünyesinde gelir vergisi stopajına tabi tutulur.

2007 yılında stopaja tabi tutulan menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratlarından (örn: işyeri kira geliri) elde edilen brüt gelir toplamı 19.000 YTL’yi geçmediği sürece bu gelirlerin beyanname ile beyan edilmesi gerekmez. 19.000 YTL’lik beyan sınırının hesabında varsa istisna ve bazı menkul sermaye iratları için uygulanan enflasyon indiriminden (% 37,7) sonraki tutarlar dikkate alınır. Ayrıca belirli koşulların gerçekleştiği durumda, birden fazla işverenden alınan ücret gelirlerinin de beyan sınırının hesabında dikkate alınması gerekir.
 
Bununla birlikte, 1/1/2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile Borsada işlem gören hisse senetlerinden banka ve aracı kurumlarca Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci Maddesi kapsamında vergi kesintisine tabi tutulan gelirler (gerek menkul sermaye iratları gerekse değerartış kazançları) tutarı ne olursa olsun beyan edilmez. Yapılan vergi kesintisi nihai vergi olarak kalır.
 
Değer artış kazancı olarak nitelendirilen menkul sermaye gelirleri ise söz konusu Geçici 67 nci Madde kapsamındakiler hariç vergi kesintisine tabi tutulmaz. 1/1/2006 tarihi öncesinde iktisap edilmiş hisse senetleri ile bu tarih öncesinde ihraç edilmiş her nevi tahvil ve Hazine bonosundan 2007 yılında elde edilen alım-satım kazancının toplamının 15.000 YTL’si vergiden istisnadır. Dolayısıyla bu gelirlerin toplamı 15.000 YTL’yi geçmezse beyanname verilmez, geçtiği durumda ise sadece 15.000 YTL’yi aşan kısım beyan edilir.
 
Diğer yandan, 26/7/2001 - 31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Hazine bonosu ve Devlet tahvillerinden 2007 yılında elde edilen faiz gelirleri ile alım-satım kazançları toplamının, YTL cinsinden faizlerde enflasyon indiriminden sonraki tutarının 205.994,16 YTL’si beyan ve vergileme dışındadır.
 
2. Tutarı Ne Olursa Olsun Beyan Edilmeyecek Gelirler
 
Tam mükellef gerçek kişilerin 2007 yılında Türkiye’de elde ettikleri aşağıdaki gelirler için tutarına bakılmaksızın beyanname verilmez.
 
  • Mevduat faizleri (döviz tevdiat hesaplarından ve Takasbank’ta değerlendirilen paralardan elde edilenler dahil, yurtdışındaki off-shore hesaplardan elde edilenler hariç)
  • Menkul kıymetler yatırım fonu katılma belgeleri kâr payı (yurt dışı fon katılma belgeleri hariç)
  •  31/12/2005’de elde bulunan ve üç aydan daha fazla süreyle elde tutulduktan sonra 2007’de elden çıkarılan Borsada işlem gören hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançları
  • 31/12/2005’de elde bulunan ve bir yıldan  daha fazla süreyle elde tutulduktan sonra 2007’de elden çıkartılan, tam mükellef (kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan) kurumların hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançları
  • Özel finans kurumlarında (katılım bankaları/faizsiz bankacılık) açılan hesaplara ödenen kâr payları
  • Repo geliri
  •  İvazsız (örn. veraset veya bağış yoluyla) iktisap edilen hisse senetlerinden elde edilen alım-satım kazançları
  • 07.10.2001 tarihinden itibaren düzenlenen şahıs sigorta  ve bireysel emeklilik poliçeleri dolayısıyla elde edilen gelirler
  • 1998 ve önceki yıl kârlarının dağıtımından elde edilen kâr payları (temettü)
  • Kârın, yedeklerin ve özsermaye enflasyon farklarının sermayeye ilavesi nedeniyle elde edilen kâr payları (bedelsiz hisse senetleri)
  • Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar
  • 1/1/2006 tarihinden itibaren ihraç edilen Devlet tahvili ve Hazine bonosu ile Borsada işlem gören hisse senetlerinden elde edilen ve banka ve aracı kurumlarca vergi kesintisine tabi tutulan gelirler
  • 1/1/2006 tarihinden itibaren iktisap edilen Borsada işlem görmeyen tam mükellef kurum hisse senetlerinin 2 yıldan sonra elden çıkartılmasından sağlanan kazançlar

 
 
3. Tutarı 900 YTL’yi Geçtiğinde Beyan Edilecek Olanlar
 
Aşağıdaki gelirlerin tutarları toplamı 900 YTL’yi geçtiğinde elde edilen gelirin tamamının beyan edilmesi gerekir (900 YTL’lik beyan sınırı aşağıda sayılan gelirlerin tamamının toplamına uygulanır).
 
  • Yurt dışında elde edilen ve Türkiye’de istisna ve tevkifata konu olmayan bütün menkul ve gayrimenkul sermaye iratları (faiz, repo, temettü, kira vb.)
  • Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller
  • İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kâr paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar
  •  Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri
  • Her nevi alacak faizleri
 
4. Belirli Tutarı Geçtiklerinde Beyan Edilecek Gelirler
 
Vergi mevzuatımızda yer alan beyan sınırı, istisna ve enflasyon indirimi nedeniyle bazı menkul sermaye gelirlerinin beyan edilme zorunluluğu bunların belirli bir tutarı geçmelerine bağlıdır. Aşağıdaki belirleme bu çerçevede yapılmıştır. Bununla birlikte aşağıda sayılan gelirlerin birden fazlasının elde edildiği durumda, belirtilen tutarlardan daha az gelir elde edildiğinde de beyanname vermek gerekebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
 
  • Brüt toplamı 38.000 YTL’yi geçen; menkul kıymet yatırım ortaklığı dışındaki diğer kurum kâr payları (temettü) ve iştirak hisselerinden doğan kazançlar (ltd. şirket ve iş ortaklıkları ortaklarının ve komanditerlerin  kâr payları)
  •  Toplamı 361.146,32 YTL’yi geçen; 26/7/2001 – 31/12/2005 arasında ihraç edilmiş Devlet tahvili ve Hazine bonosunun faizi (YTL cinsinden)
  • Endeks veya kur farkı hariç toplamı 224.994,16 YTL’yi geçen; 26/7/2001 – 31/12/2005 arasında yurt içinde ihraç edilmiş, döviz cinsinden veya herhangi bir değere endeksli HB ve DT ile Eurobond faizi
  • 26/7/2001 – 31/12/2005 arasında yurt içinde ihraç edilmiş, döviz cinsinden veya herhangi bir değere endeksli HB ve DT ile Eurobond alım-satım kazancının endeks veya kur farkı hariç toplamı 205.994,16 YTL’yi geçen kısmı
  • 31/12/2005 öncesinde ihraç edilmiş ve toplamı 30.497,59 YTL’yi geçen; özel sektörce ve Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı ile Özelleştirme İdarelerince çıkarılan menkul kıymetlerin YTL cinsinden faizleri
  • 31/12/2005 öncesinde ihraç edilmiş ve endeks veya kur farkı hariç toplamı 19.000 YTL’yi geçen;  özel sektörce ve Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı ile Özelleştirme İdarelerince çıkarılan menkul kıymetlerin döviz veya endeks cinsinden faizleri
  • 31/12/2005 öncesinde ihraç edilmiş ve endeks veya kur farkı hariç toplamı 15.000 YTL’yi geçen;  özel sektörce ve Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı ile Özelleştirme İdarelerince çıkarılan menkul kıymetlerin döviz veya endeks cinsinden alım-satım kazançları
5. Kurumlardan Elde Edilen Kâr Paylarının Beyanı
 
4842 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişiklikler sonrasında temettülerin beyan ve vergileme esasları çok farklı bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu değişiklikler çerçevesinde,  kurumlarca dağıtılan kâr payının yarısı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Dolayısıyla beyan sınırının aşılıp aşılmadığı hesaplanırken, elde edilen brüt temettünün yarısı dikkate alınır. Bununla birlikte, kurumlar kâr payı dağıtırken, gelir vergisinden istisna edilen kısım da dahil olmak üzere dağıtılan kâr payının tamamı üzerinden gelir vergisi kesintisi yaparlar. Kâr payı için beyanname verecek gerçek kişi hissedar, kendisine ödenen brüt (stopaj öncesi tutar) temettü üzerinden yapılan vergi kesintisinin tamamını gelir vergisi beyannamesinde hesapladığı gelir vergisinden mahsup eder.
 
Bununla birlikte, 2007 yılında dağıtılan 2003 öncesi kâr payları bakımından bazı özellikler vardır.
 
Buna göre;
 
  1. Kurumların 31/12/1998 ve daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde   ettikleri kazançlarından dağıtılan kâr payları üzerinden temettü stopajı yapılmayacak ve bu kar payları için tutarları ne olursa olsun beyanname verilmeyecektir.
  2. Kurumların 1/1/1999 – 31/12/2002 arasında sona eren hesap dönemlerinde elde ettikleri kurumlar vergisinden istisna kazançlarından dağıtılan kar payları üzerinden temettü stopajı yapılmayacak ve bu nitelikteki kar paylarının 1/9 fazlasının yarısı, 19.000 YTL’ lik beyan eşiğinin hesabında vergiye tabi gelir olarak dikkate alınacaktır. Diğer yandan, beyan edilen kar payının 1/5’i beyannamede hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
  3. Yukarıda (b) paragrafında yer verilen esaslar, kurumların 2003 ve sonraki yıl kazançlarından Gelir Vergisi Kanununun Geçici 61 inci maddesine göre indirim konusu yaptıkları, 24/4/2003 tarihinden önceki teşvik belgeleri kapsamındaki yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançların dağıtımı halinde de geçerlidir.
 
Diğer yandan herhangi bir kurum iştirak ettiği başka bir kurumdan yukarıda (a), (b) ve (c) paragraflarında yer verilen nitelikteki kazançların dağıtımına bağlı kar payı elde eder ve bunu gerçek kişi hissedarlarına kar payı olarak dağıtırsa, gerçek kişi hissedarların elde ettikleri bu kar paylarının beyanıyla ilgili olarak yine (a), (b) ve (c)’de yer verilen esaslara göre hareket edilir.
 
6. Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili Faizlerinde İstisna
 
26/7/2001-31/12/2005 tarihleri arasında ihraç edilen Hazine bonosu (HB) ve Devlet tahvillerinden (DT) 2007 yılında elde edilen faiz ve alım-satım kazancı toplamının 205.994,16 YTL’si vergiden müstesnadır. İstisna, YTL cinsinden elde edilen faiz gelirleri açısından indirim oranı, elden çıkarma dolayısıyla elde edilen diğer kazançlar bakımından ise iktisap bedelinin, HB ve DT’nin alım-satımı arasında geçen süre (elden çıkartılan ay hariç) için Üretici Fiyat Endeksindeki (ÜFE) aylık artış oranında artırılması suretiyle bulunan kazanca uygulanır.
 
205.994,16 YTL’lik istisna, söz konusu tarihler arasında Hazine Müsteşarlığınca gerek yurt içinde gerekse yurt dışında ihraç edilen Hazine bonosu ve Devlet tahvili faizleri ile alım-satım kazançlarına uygulanır. Ancak bu tarihler arasında döviz cinsinden ve dövize veya başka herhangi bir değere endeksli olarak ihraç edilen HB ve DT’nden elde edilen faiz geliri bu istisnadan yararlanacak olmakla birlikte indirim oranından yararlanamaz.
7. Ticari ve Mesleki Kazanç Sahiplerinin Menkul Sermaye Gelirlerinin Durumu
 
Ticari faaliyeti bulunan bir kişinin, bu faaliyetiyle bağlantılı olarak elde ettiği menkul sermaye gelirlerinin beyan ve vergilendirilme esasları farklıdır. Bu şekilde elde edilen gelirler ticari kazancın bir unsuru sayılır ve ticari kazancın tespiti ve beyanı ile ilgili esaslara tabi olur. Örneğin, ticari faaliyet çerçevesinde sağlanan hasılatın bankada mevduat olarak değerlendirilmesinden elde edilen faiz artık menkul sermaye iradı değil ticari kazançtır.
 
Bununla birlikte, ticari işletme bünyesinde oluşan kârın (vergisel yükümlülükleri yerine getirildikten sonra) işletme sahibince kendi kişisel varlığına mal edildikten sonra değerlendirilmesinden elde edilen faiz, kâr payı, repo ve benzeri gelirler menkul sermaye gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesiyle ilgili esaslara tabidir.
 
Doktor, avukat gibi serbest meslek kazancı elde edenlerin durumu ticari kazanç sahiplerine göre farklılık gösterir. Serbest meslek faaliyeti karşılığında alınan para tahsil edildiği anda şahsileşir. Bu nedenle, serbest meslek kazancının değerlendirilmesinden kaynaklanan söz konusu gelirler serbest meslek kazancının değil menkul sermaye gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesiyle ilgili esaslara tabidir. Benzer şekilde, ticari ve mesleki kazanç sahiplerinin, kişisel malvarlıklarından elde ettikleri menkul sermaye gelirlerinin beyanı ve vergilendirilmesi de bu Sirkülerde yer verilen esaslara tabidir.
 
8. Birden Fazla İşverenden Ücret Geliri Elde Edildiği Durumda Beyan Edilecek Gelirin Hesabı
  
2007 yılında tek işverenden tevkifata tabi tutulmuş ücret geliri elde edenlerin bu ücretlerinin tutarı ne olursa olsun beyanname vermelerine gerek yoktur. Diğer gelirler nedeniyle beyanname verildiği durumda da tek işverenden elde edilen stopaja tabi tutulmuş ücretlerin beyannameye dahil edilmesi gerekmemektedir.
 
Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenlerin birden sonraki işverenden elde ettikleri ücretin stopaj matrahı 19.000 YTL’yi aşmadığı takdirde, ilk işverenden elde edilen ücretin tutarı ne olursa olsun bunlar için de beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu durumda stopaj yoluyla ödenen vergiler ücretin nihai vergisi olmakta ve ek bir gelir vergisi ödenmemektedir.
 
Bununla birlikte, birden sonraki işverenden elde edilen ücretin stopaj matrahının 19.000 YTL’yi geçtiği durumda bütün işverenlerden elde edilen ücretlerin toplamının beyanname ile beyan edilerek, artan oranlı gelir vergisi tarifesine göre vergisinin hesaplanması gerekmektedir. Bu durumda, ücret gelirinin yanısıra Türkiye’de tevkifata tabi olan diğer bütün menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının varsa istisna ve enflasyon indirimi sonrası tutarlarının beyan edilmesi gerekecektir.
 
9. Aynı Beyannamede Toplanarak Beyan Edilmesi Gereken Gelirler (Gelirin Toplanması)
 
Ticari, zırai ve mesleki kazançlar için tutarlarına veya kâr elde edilip edilmediğine bakılmaksızın yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmektedir.
 
Türkiye’de vergi tevkifatına tabi tutulmuş bulunan; birden fazla işverenden elde edilen ücretler, menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratlarının vergiye tabi gelir toplamının 19.000 YTL’yi (2007 yılı gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir dilimi) aştığı durumda bu gelirlerin tamamının yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir. Birden fazla işverenden elde edilen stopaja tabi tutulmuş ücretlerin bu beyan sınırının hesabında dikkate alınması için, birden sonraki işverenden/işverenlerden elde edilen ücretin tutarının 19.000 YTL’yi aşması gerekir.
 
Diğer yandan, Türkiye’de tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarının 2007 yılındaki toplamının 900 YTL’yi geçtiği durumda bunlar içinde beyanname verilmesi, başka gelirler nedeniyle beyanname verildiğinde bunların beyannameye dahil edilmesi gerekmektedir.

5746 sayılı “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” 28.2.2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet MeclisiGenel Kurulunda kabul edilmiştir. Önümüzdeki günlerde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girecektir.

Arge faaliyetlerinin desteklenmesi yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet gücünün arttırılması, yabancı yatırımların ülkemize girişinin hızlandırılması, nitelikli iş gücü istihdamının arttırılması suretiyle teknolojik bilgi üretilmesi, üründe ve üretim düzeyinde yenilik yapılması amaçlanmaktadır.

Kanununda bu amaca yönelik destek, istisna, indirim ve teşvik unsurları yer almaktadır.

a.                  Destek ve Teşviklerden Kimler Yararlanır

 

-         KOSGEB tarafından 3624 sayılı Kanuna göre oluşturulan teknoloji merkezi işletmeleri,

-         Münhasıran yurt içinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan ve en az elli tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden Ar-Ge merkezleri,

-         Kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen Ar-Ge ve yenilik projeleri,

-         Örgün öğrenim veren üniversitelerin herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun olabilecek durumundaki öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok beş yıl önce almış kişiler,

yararlanabilecekelerdir.

 

b.                  Destek ve Teşvikler Nelerdir

 

Önümüzdeki günlerde yürürlüğe girmesi beklenen kanun ile yukarıda sayılan kurum ve kişilere 2023 yılı sonuna kadar aşağıdaki destekler sağlanacaktır.

-         Arge İndirimi

-         Gelir Vergisi Stopaj Teşviki

-         Sigorta Primi Desteği

-         Damga Vergisi İstisnası

-         Tekno Girişim Sermayesi Desteği

c.                  Gelir Ve Kurumlar Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklik

 

5746 sayılı Kanun ile yapılan diğer bir düzenlemede; Gelir Vergisi Kanununun 89 ncu maddesinin (9) numaralı bendi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 10 ncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde indirim konusu yapılabilecek araştırma geliştirme harcamalarının indirim konusu yapılabilecek tutarı % 40’dan  % 100’e  çıkarılarak değiştirilmiştir.

Destek unsurlarının tablo halindeki dökümü aşağıdaki gibidir.

AR-GE İNDİRİM İSTİSNA DESTEK VE TEŞVİK UNSURLARI

Teşvik Unsuru

Kimlere Hangi Kurumlara

Yaralanılacak Tutar, Istisna, Teşvik

 

1- Ar-Ge İndirimi

- Teknoloji merkezi işletmeleri

- Ar-Ge merkezleri

- Kamu kurum ve kuruluşları ile

  kanunla kurulan vakıflar tarafından  

  veya uluslararası fonlarca

  desteklenen Ar-Ge ve yenilik

  projeleri

- Teknogirişim sermaye desteklerinden 

  yararlananlar

·         Ar-Ge ve yenilik harcamalarının tamamı

·         Ayrıca 500 ve üzerinde tam zaman eş değer Ar-Ge personeli istihdam eden arge merkezlerinde o yıl yapılan yenilik harcamasının bir önceki yıla göre artışının yarısı indirim konusu yapılır.

·         İndirilemeyen tutar sonraki hesap dönemlerine devir eder

·         Devreden tutar yeniden değerleme oranında arttırılarak dikkate alınır.

·         Ayrıca harcamalar V.U.K hükümlerine göre aktifleştirilerek amortisman yolu ile itfa edilir.

·         İktisadi bir değer yoksa doğrudan gider yazılır.

 

2- Gelir Vergisi Stopajı Teşviki

- Kamu Personeli Haricinde

- Teknoloji Merkezi İşletmelerinde

- Arge Merkezlerinde

- Kamu kurum ve kuruluşları ile

  kanunla kurulan vakıflar ve 

  uluslararası fonlarca  desteklenen

  ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen    

  Ar-Ge Yenilik Projelerinde

- Teknogirişim sermaye desteklerinden 

  yararlananlar

- Rekabet öncesi işbirliği projelerinde

  çalışan Ar-Ge destek personelinin   

  ücretleri (Destek personelinin tam 

  zaman eş değeri sayısı, toplam tam 

  zamanlı Arge personeli sayısının 

  %10’unu geçmemek şartı ile)

Ücretin;

 

·         Doktoralı Olanlar için %90’ı

·         Diğerleri için %80’’i Gelir Vergisinden istisnadır.

3- Sigorta Primi Desteği

Yukarıda sayılanlara ilaveten

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme  Bölgeleri Kanununun Geçici 2 nci maddesi uyarınca ücretleri Gelir Vergisinden istisna edilen personelin ücretleri (Destek personelinin tam 

zaman eş değeri sayısı, toplam tam 

zamanlı Arge personeli sayısının 

%10’unu geçmemek şartı ile) 

Ücretler üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı (her bir çalışan için 5 yıl süre ile) Maliye Bakanlığınca karşılanır.

4- Damga Vergisi İstisnası

Kanun kapsamında her türlü Ar-Ge yenilik faaliyetleri ile ilgili olarak düzenlenen kağıtlar

Damga Vergisinden İstisna

5- Tekno Girişim Sermayesi Desteği

Örgün öğretim veren üniversitelerin herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun olabilecek durumdaki

-          öğrenci

-          Yüksek Lisans veya Doktora öğrencisi

-          Lisans, Yüksek Lisans veya Doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok 5 yıl önce almış kişilere

Bir defaya mahsus olmak üzere teminat alınmaksızın Teknogirişim sermayesi desteği hibe edilecektir.

100.000.- YTL hibe (Her yıl yeniden değerleme oranında arttırılır)

(Toplamı 10.000.000.- YTL .sini geçemez)

Ayrıca, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde bulunanların, kamu kurum ve kuruşları, kanunla kurulan vakıflar ile uluslararası fonlardan aldıkları destekler özel bir fon hesabında tutulur. Bu fon Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Kanununa göre vergiye tabi kazancın ve ilgili yılda yapılan Ar-Ge harcaması tutarının tespitinde dikkate alınmaz. Bu fonun elde edildiği hesap dönemini izleyen beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılır.

Kanununda  öngörülen şartların ihlali veya teşvik ve destek unsurlarının amaç dışında kullanılması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler yönünden vergi ziyaı doğmuş sayılacaktır. Sağlanan vergi dışı destekler ise Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı uygulanmak suretiyle tahsil edilecektir.

 

Kanunun tam metnine  ulaşmak  için tıklayınız.

Herkesin Dünya üzerinde son zamanlarda şekillenen yeni bir ekonomik kriz konusunda bir miktar bilgisi var.

Bu kriz ile Basel 2 ve regulatorlerin krize olan etkilerini ayrıca ele almakta yarar var..

Önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere, bir bankanın en önemli sağlamlık göstergesi Sermaye yeterlilik rasyosu. Bunun da formülü Özkaynak / Risk...

Kriz öncesi bütün büyük ve uluslararası bankalar için % 8-10 düzeyinde bir orandan bahseliyordu. Oysa bugün kriz oluşmasına sebep olan gelişmeler sonrasında Özkaynaklar neredeyse negatif konuma doğru geriledi. Yanısıra riskin boyutu da yükselmeye başladı.

Mesela kriz öncesi Societe Generale in Özkaynakları 25 milyar EUR, riskleri ise 215 milyar EUR iken, bugün Özkaynakları 10 milyar EUR riskleri ise (artan volatilitenin etkisi ile) 300 milyar EUR seviyesine çıktı. Yani % 11.86 dan % 3.33 'e geriledi.

(2004 SYR rasyosu için http://www.socgen.com/sg/file/fichierig/documentIG_5160/ra-groupe-sg-2004.pdf den yararlanabilirsiniz.)

Bugun SocGen'in % 8 lik seviyeye çıkması için ihtiyaç duyacağı sermaye ilavesi 300*%8-10=14 milyar EUR dur. Sizce bu bankanın bu kadar seviyede bir sermaye takviyesi elde edebilmesi mumkun mudur? Yani bir anlamda eski ortakların %100 civarında bir bedelli sermaye ilavesi yapması gerekmekte ancak görünüşe göre pek mümkün gözükmemektedir.

peki ne yapacak Socgen ya da benzer durumdaki diğer bankalar?

Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yapmayı düşündüğü, volatiliteyi düşürmek ve likidite riskini ortadan kaldırmak. Yani hızlı şekilde batmalarını engellemek. Yoksa gidip de bu bankalara sermaye ilavesi yapması mümkün değil. ECB en fazla payda da yer alan değerin küçülmesine (bunu volatiliteyi düşürerek yapabilir) ve likidite sebebi ile hızlı yok olmasını sağlayabilir. Bir anlamda 2000-2001 Türkiye krizinin bir benzeri aslında.

Yabancı dediğimiz yani bu bankalara sermaye koyacak kurumlar ya da para sahipleri kimler? Tabi ki dolar milyarderi Arap Ulkeleri ve Rusya. Bir de Çin'in birikmiş sermayesi. Peki onlar bu sisteme nasıl dahil olabilirler? Diyelim ki hisse devri yaptılar, o zaman sermayeleri artar mı? Tabi ki hayır. Bunun için önce hisse devri yapılacak. Mesela (Socgen için) %30 hisse satılacak. [Şirket değeri - borsada kriz öncesi 100 milyar EUR iken (özkaynak * hisse fiyatı = 25 milyar * 4 EUR hisse değeri), bugün 20 milyar EUR düzeyinde (özkaynak * 2 EUR hisse değeri)]. Bunun değeri 6 milyar EUR. Satılan hisse sonucu elde edilen para ile tabi ki BEDELLİ sermaye artışı sözkonusu olacak. 6 Milyar EUR veren ayrıca sermaye artışı için 6 * % 30 / %70 = 2.5 milyar EUR daha koyacak. Bu şekilde Özkaynak 10 milyar EUR + 6 + 2.5 = 18.5 milyar EUR düzeyine çıkacak. Bu bir miktar piyasaların sakinleşmesini sağlarsa hisse değeri artarak tekrar 25 milyar EUR düzeyine çıkacak. Bu durumda sermaye yeterlilik rasyosu 25/300 = %8 lik seviyeye çıkacak.

Oldukça karmaşık gibi gözüken bu hesaplamanın verdiği mesaj şu... Ne olursa olsun bu bankalar ilave risklere girmeyecek. Doğal olarak Türkiye gibi yabancı kaynağa muhtaç ülkeler için uluslararası platformdan yeni kaynaklar bulmak bir yana mevcut kaynakların da vadesi geldiğinde yenilenmesi güçleşecek gibi gözüküyor. Çünkü bu bankaların SYR sini tutturana kadar regülatörler tarafından ilave risklere girmesi kesinlikle müsaade edilmeyecek.

1- Nedir bu ABD'deki mortgage krizi?

- Bizim hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan mortgage ABD'de çok uzun yıllardır kullanılan ev kredisi sistemi. ABD'de şu anda mortgage kredilerinin toplamı 10 trilyon dolar. (400 milyar dolarlık Türkiye GSMH'sinin 25 katı) 10 trilyon dolarlık kredinin yaklaşık 3.5 trilyon doları değişken faizli krediler. Yani ülkede genel faiz oranları arttığında, kredi borcu olan kişinin de faizi, dolayısıyla her ay ödediği taksitler artıyor. Bu değişken faizli mortgage'lerin bir bölümü, ABD'de faizlerin çok düşük (yıllık yüzde 1.5-2), ev fiyatlarının da hızla arttığı 2000'lı yılların başlarında verildi. Kredilerin önemli bölümünün de ödeme gücü nispeten daha düşük olan kişilere verildiği biliniyor.

2- İyi de bu sadece o bankaların sorunu değil mi? Neden bütün piyasaları etkiliyor?

- Etkiliyor, çünkü borç-alacak ilişkisi sadece banka ile kredi kullanıcısı arasında kalmıyor. Bankalar, kullandırdıkları kredilerden doğan alacaklarını menkul kıymetleştirip (securitization) piyasada satıyorlar. Bizde de Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK) diye bir uygulaması var bu işlemin. Yapılan şu: Banka alacağını teminat göstererek tahvil çıkartıp belli bir iskonto oranıyla piyasada satıyor. Riskli müşteri grubunun kredilerine dayalı olan bu tahvillerin faizi piyasadaki benzeri enstrümanlardan daha fazla oluyor. Yani riski de getirisi de yüksek kağıtlar bunlar. İşte bu kağıtları elinde tutan yatırım fonları, ağırlıklı olarak hedge fon'lar bu işten büyük zararlara uğruyor.

3- Hedge fon nedir?

Hedge fonlar genellikle vadeli piyasalarda işlem yapan, nispeten daha yüksek riskli yatırımlara girişerek, yüksek karlar elde etmeyi amaçlayan fonlar. Bu fonlar vadeli piyasalarda kabaca 1 liralık yatırımla 10 liralık pozisyon alan çok hızlı hareket eden fonlar. Dünyada hedge fonların yönetiminde yaklaşık 1.5 trilyon dolar var. Ama fonların tuttuğu pozisyonların toplam değeri ise 13 trilyon dolar. Bu fonların amacı şöyle: 10 dolar ödeyip 100 dolarlık altın kontratı satın alıyorlar. Altın yüzde 10 değer kazanırsa, yani 100 dolarlık yatırımları 110 dolara çıkarsa yüzde 100 getiri elde etmiş oluyorlar. Altın yüzde 10 değer kaybederse yatırdıkları 10 dolar gidiyor. Yani piyasa beklentilerini doğrultusunda hareket ederse büyük para kazanıyorlar, aksi halde zararları büyük oluyor. Örneğin SoWood Capital adlı bir hedge fon, geçen haftalardaki harekette 3 milyar dolarlık portföyünün yarısını kaybedip, fonu kapattı.

4- Mortgage krizi hedge fonları da etkiliyor bu durumda...

Etkiliyor tabii. SoWood Capital de, portföyündeki mortgage tahvili pozisyonlarından battı. Bu, zincirleme etkinin sadece bir halkası. Bir kaç örnek daha verelim: Mortgage'lerde ödeme sıkıntıları çıkınca, bankalar her önüne gelene kredi vermeyi kesiyor. Kredi daralınca ev satışları düşüyor. Evlere talep azalınca ev fiyatları düşüyor. Bu kez paniğe kapılan, mortgage borçluları paniğe kapılıp evlerini satmaya kalkınca fiyatlar iyice baskı altına giriyor. Ev fiyatları düşünce, piyasaya tahvil olarak satılan kağıtların teminatı olan evler, kağıtların parasal değerini karşılayamayacak duruma geliyor. Rating kuruluşları bu kağıtların ratingini düşürünce kağıtların fiyatları daha da düşüyor... Riski hedge fonlara para yatıranlar, paralarını çekmek isteyince hedge fonlar yatırım yaptıkları varlıkları paraya çevirmek için satışa geçiyor. Bu durumda tüm piyasalarda satış baskısı artıyor. Dikkat edin hisse senetleri düşünce altın da düşüyor. Riskten kaçan para, daha sağlam varlıklara gidiyor. Burada da tek adres ABD Hazine'sinin çıkardığı tahviller. 10 yıllık ABD tahvillerinin faizi bu kriz sırasında yüzde 5.3'lerde yüzde 4.74'e kadar düştü.

5- Bir de carry trade riski var deniyor...

Doğru, bu da önemli bir risk. Carry trade faizi düşük ülkelerin para birimleri cinsinden borçlanıp, faizi yüksek para birimleri cinsinden yatırım yapmak. Bunun en iyi örneğin Japon yeni borçlanıp, örneğin Türkiye Hazine bonolarına yatırım yapmak. Japonya'da faiz yüzde 1'in altında. Türkiye'de ise yüzde 19-20. Yatırımcı, TL'nin Japon Yeni'ne karşı değer kaybetmeyeceğini veya yüzde 5'ler civarında değer kaybedeceğini öngörüyorsa bu pozisyona giriyor. Yüzde 0.5 gibi faizle Japon yeni borç alıp, bunu YTL'ye çeviriyor, yüzde 19 getiren Türk tahviline yatırım yapıyor. YTL Japon yenine karşı değer kaybetmezse yatırımcının yıllık karı yüzde 18 oluyor. Bu da ABD tahvilinden 1 yılda kazanacağı paranın neredeyse 4 katı. Carry trade'i genellikle hedge fonlar kullanıyor. Hedge fonlardan çıkış oldukça, fon örneğin Türkiye'deki tahvilini satıp, Japon yenine çevirip borcunu kapatıyor. Zaten piyasada şu anda en çok bakılan parite dolar/Japon yeni. Yen yükseldikçe piyasada stres artıyor.

6- Bizim piyasaları da carry trade'den çıkan fonlar mı etkiliyor?

Sadece fonlar değil. Genelde riskli ülkelerden çıkıp, güvenli limanlara demirleme eğilimi var. Buna "flight to quality" deniyor. Hedge fonlarla birlikte, yatırım fonları ve bankalarda da bizim gibi ülkelerdeki pozisyonlarını azaltma eğilimi gözleniyor.

7- Türkiye riskli ülke mi sayılıyor?

Varlık fiyatlarının çok yükseldiği ülkelerin tümünde risk var. Bizde bütçe performansı çok çok iyi ama, bu yıl 35 milyar doları bulması beklenen cari açık YTL üzerinde risk yaratıyor. Rusya, Hindistan, Brezilya, Çin gibi ülkelerde cari açık sorunu yok, hatta Rusya ve Çin'de müthiş cari fazlalar var. Türkiye ve Güney Afrika para birimleri diğerlerine göre oldukça zayıf görünüyor. Örneğin bu sabah Hollanda ve dünyanın en büyük bankalarından ING porföylerindeki Türk bonolarını azaltma kararı aldığını açıkladı.

8 - Bu bir trend dönüşü mü, yoksa düzeltme mi?

Onu henüz kimse bilmiyor. Şimdilik düzeltme deniliyor. Trend dönüşü haline gelinip gelmeyeceği ABD'de mortgage batağının kesinleşmesinden sonra belli olacak. Risk 200 milyar dolar deniyordu, şimdi trilyon dolara çıkabilir diye yorumlar var. Trilyon dolarları görürsek sıkıntı daha büyük olacak.

9- Şirket alım satımları da yavaşlayacak deniyor...

Bu yönde de tahminler var. Dünyada private equity fonlarının yaptığı alımlar piyasaları birkaç yıldır yukarı çekiyordu. Emeklililk fonlarının, bankaların parasını çalıştıran bu fonlar, kaldıraçlı satın alma (LBO) yöntemiyle şirket satın alıp, kar ettirip 3 ila 5 yıl içinde yüksek karlarla satma prensibiyle çalışıyor. Genelde topladıkları paranan 5 katı kadar işlem yapıyorlar. Yani 20 milyar dolar yöneten fon 100 milyar dolarlık şirket satın alıyor. Riskin yükselmesi bu fonlara para girişini yavaşlatacak. Bu fonlar, halka açık şirketlere borsa değerinin yüzde 30-40 fazlasını ödeyerek satın alıyorlardı. Bu iştahlı alıcıların piyasadaki ağırlığının azalması, yeni bir olumsuz etki olarak algılanıyor.

10- Peki bu hava ne kadar sürer?

Hiç belli değil. 1 hafta, 1 ay, 1 yıl... Kimse tahmin edemiyor. Önümüzdeki dönem sert iniş ve çıkışlar kaçınılmaz. En küçük gelişmeler bile alım veya satım fırsatları yaratacak. Büyük dalgalanmaların olacağı bir dönem içindeyiz.

http://www.bthaber.com.tr/haber.phtml?yazi_id=470000136 

 

Yatırımlar BT altyapılarına yönelecek

Haber Merkezi

Bankalar arası satın almalar devam ediyor ve bu şartlar altında da devam edecek. Satın alan bankanın ilk yapacağı işin raporlama sistemini görmek istediği şekle dönüştürmek olduğunu belirten Denizbank Risk Yönetimi Merkezi Başkanı Ahmet Şen, “Daha sonraki iş ise bu mantıkta faaliyetlerini takip etmek ve verimlilik analizi yapmak. Bu sistemi sağlamanın gereklerinden biri uygulanan teknolojik kültür ve altyapıdır. Bu sebeple banka birleşmeleri ya da gündemde yer ettiği şekli ile yabancıların banka satın almaları ile oluşan süreçte, satın alınan bankanın teknolojik altyapısı ve bilgi akış sistemi, satın alan bankanın hazır sistemlerinden etkilenecektir” dedi.
Bu bankaların teknoloji giderlerinde tasarruf anlamına geleceği şeklinde de yorumlanabileceğine değinen Şen, “Basel II bunlara en belirgin örneklerden birisi olarak düşünülebilir. Aynı süreci iki farklı bankada yaşamak yerine daha ilerde olan organizasyonun tecrübeleri diğer kurumları da etkileyecek, böylece teknoloji maliyetlerinde tasarruf durumu söz konusu olacaktır” dedi.
Daralan marjların bankaların yeni alanlara ve belki aynı müşteri grubuna farklı ürünlerle gidilmesini zorunlu kıldığını iddia eden Şen, “Artık eskisi gibi bankaların bilanço içinde önemli yer tutan devlet kağıtlarına kaynak ayırarak gelir elde etme dönemi bitmiş durumda. Bu durum bankaların bir anlamda özüne dönmesine ve gerçek konusu olan bankacılık faaliyetlerine konsantre olarak gelir elde etme düşüncesine yönlendirdi. Burada müşterinin artan önemine paralel olarak müşteri segmentasyonu, müşteri derecelendirmesi, CRM gibi birçok unsurun önemi artmaya başladı. Yanı sıra Basel II nin de etkisi ile risk ayarlı getiri RAROC kavramı ağırlık kazanmaya başladı” şeklinde konuştu.
Bankaların bu dönemde yatırıma gideceğini de belirten Şen sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
“Yatırımlar ağırlıklı olarak bu gelişmelere yönelik ihtiyaçlara cevap verecek şekilde teknolojik altyapıların revize edilmesi ya da yeniden yazılması yönünde olacaktır. Aslında teknolojik devrim sadece finans kuruluşları için değil, aynı zamanda bütün sektörlerde oldukça önem kazanacak konuların başında olacaktır. Bütün kurumlar için sahip olunacak en önemli aktif müşteri veritabanı ve bunu stratejik olarak değerlendirecek yönetim kalitesi. Bunun da önemi arttıkça yatırımlar ona göre şekillenecektir.”