Hayat güzel

Hemen altta yer alan REKLAM linkini lutfen TIKLAYIN... (Google reklamları)

Mustafa Kemal'in Çanakkale'de Savaşan Yabancı Asker Annelerine Mektubu

''Bu memketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız...
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.''
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

not: Bu mektuptan önce bir çok anne evlatlarının kendi topraklarına defnini istemiştir. Ancak bu mektuptan sonra Atamızın ve Türk Milleti'nin büyüklüğünü anlamış ve bu isteklerinden vazgeçmişlerdir. Ayrıca Ata'ya da mektuplarla şükran, saygı ve sevgilerini belirtmişlerdir.


--------------------------------------------------------------------------------

Avusturalyalı bir annenin ataya mektubu

Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını ali-i cenap (yüce ve saygıdeğer) sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana bir güzel teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizlerde kendilerine Ata demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın başında söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce,ilahi...
Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata'ya tüm anneler adına şükran,sevgi ve saygıyla...

Atatürk ve çek

31/3/2008

 

Atatürk bir gün yakın çalışma arkadaşlarıyla Beyoğlu'nda yeni açılan Turkuvaz isimli bir lokantaya gitti.

 

Lokantanın sahibesi, Atatürk'ü karşısında görünce hemen özel bir masa hazırlamaya girişti. ama Atatürk onu engelledi, bulduğu boş bir masaya ilişti. Modern görünümlü insanlar keyif içinde yemek yiyor, mekânın şıklığı dikkat çekiyordu.

 

Burada gördükleri çok etkilemişti Atatürk'ü... Böyle bir lokantanın yaşaması gerektiğini düşünerek kadına, 'Sizin için ne yapabilirim?' diye sordu.

 

Kadın da böyle bir lokali geliştirmek için çok para gerektiğini ama hiç parası kalmadığını anlattı.

 

Bunun üzerine, yaverinden çek karnesini istedi Mustafa Kemal ve o günler için hatırı sayılır miktarda bir para yazdı. Çeki kadına uzatacaktı ki tam bu sırada uzanan bir el, onun elini tuttu.

 

Bu elin sahibi, genç bir doktor olan Reşid Galip'ti. Reşid Galib Atatürk'ün kulağına eğildi fısıldadı:

 

- Bu parayı vermemelisiniz efendim!

 

Şaşkınlıkla 'Neden?' diye sordu Atatürk...

 

- Çünkü bu para amaca uygun harcanmış olmaz!

 

'Allah, Allah...' diye söylendi Türkiye Cumhuriyeti' nin kurucusu ve çıkıştı:

 

- Benim param değil mi, nereye istersem oraya harcarım!

 

Genç doktor kibarca direndi:

 

- Hayır efendim, sizin paranız değil. Milletin parası... Size, sadece emanet o para!

 

Atatürk genç doktorun gözlerinin içine bakarak önce çeki yırttı, sonra da oturduğu yerden kalkarak mekândan ayrıldı, Ankara'ya döndü.

 

Birkaç gün sonra İstanbul'da kalan Reşid Galib'e bir telefon geldi.

 

Karşıdaki ses, 'Maarif Vekilliği'ne atandığını' (Milli Eğitim Bakanı) müjdeliyordu.

 

***

Bu anıyı Bütün Dünya Dergisi'nin son sayısında okudum. İlk olarak 1947'nin

Kasım ayında Millet Dergisi'nde yayınlanmış.

 

Daha önce hiç duymadığım bu öykü, Atatürk'ün ne kadar önemli bir devlet adamı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Genç doktorun kendisine verdiği dersi unutamamış, kızmak bir yana; onu Türk gençliğinin eğitiminden sorumlu bir makama atamış.

 

***

Büyük önderi, hayata veda edişinin 69'uncu yıldönümünde saygıyla ve sevgiyle anıyoruz...

 

Ama o gün onun elini tutan genç doktoru da aynı sevgi ve saygıyla anmak istiyorum...

 

Keşke bugün de 'devlet Adamları'nın yanında birer Reşid Galib olsa... Ve onlar da trilyonlarca parayı; gözlerini kırpmadan restorasyona, arabalara, şatafata harcayabilen bu insanların  ellerini tutup, engel olabilse...

 

Oysa ne bugünkü devlet adamları Atatürk kadar olgun, ne de bugünün aydınları Reşid Galib kadar cesur...