Hayat güzel

Hemen altta yer alan REKLAM linkini lutfen TIKLAYIN... (Google reklamları)

Guzel Sozler -

22/6/2008

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. Yaslanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve yaşamaktan korkuyor, kendisi için değil, başkalarına göre yaşadığı için.
(W.Shakespeare)

Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz.
 Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz.
(Behcet Necatigil)

Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandğı sözdür. 
(Aristo)

Hic ellerin tasi bana degmez, ille dostun gülü yaralar beni. –
(Pir Sultan Abdal)

Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok...
Nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok...
(Mevlana)

Bizi mutlu kılan insanlara müteşekkir olalım. Onlar yüreğimizin açmasını sağlayan bahçıvanlardır.
(Marcel Proust)


Hür olmadıkları halde, kendilerini hür sananlar kadar hiç kimse esir olamaz.
(GOETHE)

Elinde çekiç olan her şeyi çivi olarak görür.
(Maslow)

Bir insana yapılacak en kötü şey onu utandırmaktır.  
(F. Nietzche)

Hakiki arkadaşlık sıhhatten farksızdır, kıymeti ancak elden gittikten sonra anlaşılır.
(Golti)

Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbirşey kalpleri birbirine bağlamaz.
(Rousseau)

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
(Eflatun)

Kaplumbağaya dikkat et. Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor.
(James B.Conont )

Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın.
(VICTOR HUGO)

Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür. 
(J.Harris)

Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen adamdır.
(Confucius)

Dostların sıkıntıda iken onları mutlu oldukları zamankinden daha çok ara. 
(Chilon)

Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir. 
(Benjamin Franklin)

Doğru pabucunu giymeden, yalan dünyayı dolaşır.       
(Mark Twain)

Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil aynı zamanda aranan kişi olmaktır.
(Foster Wood)

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denilmektedir.
(John Christian)

Bir insana gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin  ya da kendini.

İnsanların umudunu kırma.. Belki de sahip olduğu tek şey odur.

Bir ülkede YALAKALIĞIN getirisi, DÜRÜSTLÜĞÜN getirisinden daha fazla ise, o ülke batar.
(MONTESQUİE)

"Paul'un Peter hakkında soyledikleri, Peter'den çok Paul'u tanımamızı sağlar" –
(Baruch SPINOZA)

Tüm insanlar ayni sozleri kullanir ama birbirlerini anlamaz... –
(Octavio PAZ)

İnsancıl olmadıkça adil olamazsın.
(VAUVENARGUES)

Her şeyin başlangıcı küçüktür.
(CICERO)

İnsan,tehlike ile karşılaşmadan cesur olup olmadığını anlayamaz.
(LA ROCHEFOUCAULD)

Bazıları küçük doğar,bazıları büyüklüğü kazanır,bazılarına da büyüklük yakıştırılır.
(SHAKSPEARE)

Çalışmadan,ne yapabileceğini kestiremezsin.
(HAMERTON)

Dehanın yüzde biri hüner,yüzde doksan dokuzu da terdir.
(EDISON)

Sabırla nezaket birleşince güç doğar.
(LEIGHT HUNT)

Güvenilmek sevilmekten iyidir.
(GEORGE MACDONALD)

İnsan kendinden başkasını örnek almadıkça ilerleyemez.
(GOLDSMITH)

Bir ise ne kadar az insan bulaşırsa, o is o kadar çabuk biter.
(HOMEROS)

Kaptanı usta olmayan gemiye, her rüzgar kotudur.
(HERBERT)

Sağlığı olanın umudu,umudu olanın her şeyi var demektir.
(ARAP ATASÖZÜ)

Eğer en yüceye ulaşmak istiyorsan,en aşağıdan başlamalısın.
(SYRUS)

Hiç yanlışlık yapmayan biri,hiçbir is yapmamış demektir.
(EDWARD J:PHELS)

Zorluktan kurtulmanın tek yolu onunla savaşmaktır.
(ANONİM)

Başlamadan önce iyi düşün;ama bir kere başlayınca hemen bitirmeye bak.
(SALLUST)

En kotu barış,en hakli savaştan daha iyidir.
(CICERO)

Bu dünyada yalnız iki facia vardır: biri insanın istediğini elde edememesi, ötekide etmesidir.
OSCAR WILDE (Lady Windermere'in yelpazesi)

Karşılaşacağınız en güzel yaşantı, bilinmeyendir.
 A. EINSTEIN

Resim dili olmayan bir şiir, şiir de kör bir resimdir.
L.da VINCI

Ancak bir aptal suyun derinliğini Her iki ayağı ile ölçer.
Afrika Özdeyisi

Ben hakli olmayı, Başbakan olmaya tercih ederim.
B.SHAW

Bütün genelleştirmeler tehlikelidir. Bu bile...
ALEXANDER DUMAS

ister tatlı ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir.
DOSTOYEVSKI (insanciklar)

Bugün, dünün öğrencisidir.
THOMAS FULLER

Kötü kisiler yemek ve içmek için yasarlar, oysa iyi kisiler yasayabilmek için yiyip içerler.
SOCRATES

Topal bir postacı bile size saadeti getirebilir.
Fransiz Atasözü

Dudaklarin söylemekten çekindigini gözler haykirir.
WILL HENRY

Herkes Ay'a benzer, çünkü herkesin kimseye göstermediği bir karanlık yüzü vardır.
W. TWAIN

Tanri beni, benden korusun.
ispanyol Atasözü

Gülme, yan etkileri olmayan yatıştırıcı bir ilaçtır.
A.H. GLASOW

Öyle horozlar vardir ki, öttükleri için günesin dogdugunu sanirlar.
C. DUMONT

Düşünceniz ne ise yaşamınızda odur, yaşamınızın gidisini değiştirmek istiyorsanız düşüncelerinizi değiştiriniz.
M.AURELIUS

Tecrübe okulunda öğrenim ücreti yüksektir. Ama akılsızlara birşey öğretilebilen başka okul da yoktur. (J.SWIFT) 

 

 

VAZGEÇİŞ

 

Enstrüman seçmek için bir karar almam gerekiyordu.

Ya keman çalacaktım, ya piyano, ya flüt çalacaktım ya da akordeon...

Olmadı, hepsini istedim, hiçbirinden vazgeçemedim.

Yıllar geçtikten sonra her enstrümanı iyi çalabiliyorum ; ama hiçbirinde virtuoz değilim.

Bir enstrümanla isim yapamadım. Ne kemanla tanınan bir eserim var, ne de piyanoyla..

Bütün enstrümanlari iyi çalıyorum, ama kimse tanımıyor beni.

Başarılı olmak için her şey değil, bir şey lazımmış.

Başarı bir verişmiş ; bir şeyi alabilmek için birşeyi vermek, diğerlerinden vazgeçmek gerekiyormuş.

Keşke kemanı seçseydim ve diğerlerinden vazgeçseydim.

Karıma da hayatı zindan ettim, sevgililerime de...

Hiçbirinden vazgeçmedim.

Yani... Evlilik sadece birisi için karar almak ya, diğerlerinden vazgeçmek...

İşte evlenirken ben bunu anlamadan evlenmişim.

Evlendikten sonra başka kadınların da olduğu bir hayatı yaşamaya devam ettim.

İçlerinden bazılarını daha çok sevdim ; ama ne onlardan birinde, ne de karımda karar kılabildim.

Yıllar sonra şimdi yapayalnızım...

Ne karım kaldı, ne de diğerleri...

Keşke birini gerçekten seçebilseymişim, ama, yapamadım.

Çok kadın, hiç kadınmış !!!

Tıpkı enstrüman seçimi gibi hepsini istedim ve sonuçta elim boş kaldı.

Almak için bırakmak gerekiyormuş. Dolu dolu boş yaşamak.

Hayatım boyunca yapacak çok işim oldu ; hepsini yapmayı istedim.

Hangisinde 'en iyi' yim? Şimdi bakıyorum, kazananlar, başarılı olanlar hep bir tek şey yapmışlar.

En iyi olmak için önce seçmek ve diğerlerini bırakmak gerekiyor. İşte de böyle, özel yaşamda da...

Bu seçimi yapmamız gerekiyor ; çünkü mutlaka bazıları daha uygun...

Bir ara ekonomik sıkıntıya düştüm.

Tasarruf gerek.

Başladım her şeyden %10 kesmeye, ne anlamsız bir uğraşmış bu.

%10 daha az peynir yemek, çay içmek.

Bu tasarruf çok acı verdi bana, her an hissettim.

Her şeyden %10 kesmek tabiatima uygundu tabii.

Çok sonradan anladım ; sadece taksiyle dolaşmayı bıraksam yetermiş!

Her kalemden %10 değil, etkili kalemi bulmak gerekiyormuş. Yani, orada da seçim yapmak gerekiyormuş...

'Her seçim bir kaybettirir!...'

Her tercih bir vazgeçiştir çünkü...

Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz.

Kalkar kalkmaz hayat bin seçeneği dayar burnunuzun ucuna...

'Ne giysem' telaşından, öğle yemeğinde 'ne alırdınız?' diye başucunuzda biten garsona, 'hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsızlığından 'bize oy verin' diye bağırışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar.

Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz.

Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel bir tanışıklığı tepersiniz.

Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız izmir köfteden daha lezzetlidir.

Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur.

Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez.

Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur.

Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır.

Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.

Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz.

Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir.

Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.

Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir.

Ve o dünyada en yerinde tercih ;

Vazgeçiştir.

 

Basit Yaşamak

23/4/2008

Basit yaşayacaksın.

 

Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

 

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin

“seni seviyorum” gibi.

 

Basit bir öpücük yetecek sana;

basit sıcak bir öpücük

ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

 

Kabak çekirdeği verecek sana

rakamların veremediği mutluluğu.

 

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın,

atmaya kıyamadığın.

 

İki harekette giyiniverecek,

iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak

sıcacık kollara dolanman

ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

 

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.

 

Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

en ucuz aşk romanını.

 

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

 

Bir kaşarlı tost olacak aradığın

nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

 

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

“fa diyez”in mutluluğunu.

 

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün

 

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde

ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

bir “istemiyorum” diyebilmeye.

 

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

 

Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

 

Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

 

basit . . .

 

      YALÇIN ERGİR

 

1. Bizde insan olarak aklımızı öldüren, çarmıha geren dört vasıf vardır.  Onlar da; şehvet, hırs, çok istekle bulunmak, yüksek mevki peşinde  koşmaktır.

2. İyilik ettiğin müddetçe görürsün ki iyi yaşamaktasın, gönlün rahat. Fakat  bir kötülükte bulundun, bir fenalık ettin mi o yaşayış, o zevk  gizleniverir.

3. Akıl, ecelden titrer durur. Aşk ise neşe içindedir.

4. İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri  o kadardır.

5. İnsanlardan gördüğün zulümler senin huyundur. Sen kendi huyunu  onların aynasında seyredersin.  

6. İnsanda iki büyük nişan vardır: birincisi bilgi, ikincisi fedakarlıktır.  Bazısında bilgi var, fedakarlık yok. Bazısında fedakarlık vardır, bilgi  yoktur. Her ikisine de sahip olana ne mutlu.

7. Kitapsın bir ev, ruhsuz vücuttur. Size en çok yardım eden kitaplar, sizi  en çok düşündüren kitaplardır.

8. Barış dalgaları kopar, gönüllerden kinleri giderir. Bunun aksine savaş  dalgaları kopar, sevgileri alt üst eder.

9. İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

10. Her ne istiyorsan kendinde ara! Senin canının içinde bir can var o canı  ara! Senin dağının içinde bir hazine var o hazineyi ara! Eğer yürüyen  dervişi arıyorsun onu senden dışarıda değil, kendi nefsinde ara!

11. Sen yerde olanlara mağfiret etki gökte olanda sana merhamet etsin.  Sende aşağı olana acı ki, senden üstün olan sana acısın.

12. Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister Mecusi, ister puta tapan  ol yine gel, bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere  tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

13. Kadın Allah’ın nurudur, sadece sevgili değil, O yaratıcı olduğundan  yalnızca yaratılmış değil.

14. Akıl, aşk ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya  merhemdir.

15. İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

16. Güzel sesi dinlemek aşıklara gıdadır. Çünkü güzel sesi dinlemekte kalp  huzuru Allah’a vuslat zevki vardır. Gönüldeki hayaller güzel sesle  gelişir, kuvvetlendirir. Hatta hayaller bu güzel sesten, bu güzel  nağmeden suretlere ve şekillere bürünür. Aşk ateşi güzel seslerle kuvvet  bulur, parlar, alevlenir.

17. Can konağını aramadıysan iş biliyorsun demektir; neyi arıyorsan O’sun  sen.

18. Eğer müşküllerin varsa, sabırlı ol. Sabır, sevincin anahtarıdır.

19. Bir ova var. Müslümanlıktan da dışarı, kafirlikten de... Bizim de o geniş  yerde bir sevdamız var. Arif, oraya vardı mı başına kor; orada ne  Müslümanlığın yeri var, ne kafirliğin. Sırların gönülde kalırsa, muradın  çabuk gerçekleşir. Tohum toprağa gizlenirse yeşerir.

20. Danesini sürükleyen, çekip götüren karıncayı sakın incitme. Onun da  canı vardır. Can ise çok tatlı bir şeydir.

21. İyilerin tembelliği, kötülerin hakimiyetine hazırlar.

22. Cahil adamın yanında kitap gibi sessiz ol.

23. Sevgili; duyuyla idrak edilseydi, her duyu ile idrak edilene aşık olurdun.

24. Biz zamancağız şu hileyi, düzeni bırak da ölümden önce birkaç solukluk  zamanda hür yaşa!

25. Sıkıntılı zamanlarında sakın ümidini kesme; çalış, hayret göster.  Göreceksin ki bir gün güneşli, neşeli günler sizi kucaklayacaktır. Güçlük  kolaylıkla beraberdir. Kendine gel, ümidini kesme.

26. Öfke ile istek; insanı şaşı eder, canı doğruluktan ayırır; garez geldi mi  hüner örtülür, gönülden yüzlerce perde gelir de gözün önüne çekiliverir.

27. Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol, şefkat ve merhamette  güneş gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, hiddet ve  asabiyette ölü gibi ol, tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,  hoşgörülülükte deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi  ol.

28. İsteyerek her işe iki elinle sarıl, zira hayırlı işlerde istek, sana rehberdir.  İster topalla, ister uyuşuk ol, ister edepsiz, yine de O’na yönel, O’nu  dinle, O’na gel.

29. Yüksekliği isterdim, onu alçakgönüllülükte buldum.

30. Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parlayan ay gibi belli  olur.

31. Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döneceği bir dağdır.

32. Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm  içinde insan yok.

33. Düşünce dağının yüceliğine de tek bakma; çünkü bir dalga, onu altüst  ediverir!

34. Bu dünya, aklı külli bir tefekkürüdür. Akıl bir şah gibidir, suretler de  onun elçileri misalidir.

35. Sağırlar çarşısında gazel atma körler çarşısında ayna satma.

36. Yavaşlık, Allah ışığıdır; çabukluk ise şeytanın dürtmesinden meydana gelir.

37. Kibirli kişi; başkalarının günahını gördüğünde, cehennem ateşi gibi      alevlenir, kendinden geçer, kibirliliğini, din koruculuğu olarak algılar,  kendi kötü nefsine hiç bakmaz kibri seçer.

38. Gönül her yardan bir gıda, her ilimden bir sefa bulur.
39. Can, beden kavgasından kurtulursa, beden ayağı olmaksızın gönül  kanadıyla uçmaya başlar.

40. Ticarette kamil değilsen yalnız başına dükkan açma; yoğrulup kemale  gelinceye dek birisinin hükmü altına gir! “Susun dinleyin!” emrini işit,  sukut et.

41. Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden,  anlamasından ileri gelir.

42. Geçinme düşüncesini kalbinde bulundurma. Sen Allah kapısında bulun,  mukadder olan rıskın eksilmez.

43. Kimseden sana bir kötülük gelmesini istemiyorsan kötü söz, kötülük  öğreten, kötülük düşünen olma. Her halinde salih amel içinde ol.

44. Cehalete düşmek, Allah’ın zindanına girmektir. İlme dalmak, Allah’ı  sarayına gitmektir.

45. İnsanları iyi tanıyın, her insanı fena bilip kötülemeyin; her insanı da iyi  bilip övmeyin. Kendini keşfedemeyen, hayatı keşfedemez.

46. Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler  şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu  sevgide bilgi neticesidir.

47. Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda  arı-duru suya ulaşırsın.

48. Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz  sayılır.

49. Dünya seni terk etmeden sen dünyayı terk et. Dünyaya mesafeli ol.

50. Aynı dili konuşanlar değil; aynı duyguyu paylaşanlar anlaşır.

51. Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

52. Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.

53. Kendini bilen, her an gönlünü yanılmadan kurtaran kendi sıfatlarının  zatından kitap düzen ve o kitabın fihristine de ben Tanrıyım adını takan  topluluğa kulum, kurbanım ben.

54. Vakit keskin bir kılıçtır. Sufi, vakit oğludur. Yarın demez, anı  değerlendirir.

55. Her gün bir yerden geçmek ne iyi, her bir yerden göçmek ne güzel.  Bulunmadan, donmadan akmak ne ala. Dünle beraber gitti cancağızım.  Ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

56. Gönül aynası saf ve berrak olmalı ki, onun sathında görülecek akislere  güzel suretleri ayırt edebilesin.

57. Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Allah’ı görmüş olur.

58. Yarın kocayacak güzel değiliz biz. Biz ebedi genciz, gönlümüz rahat.  Önümüz de ön, sonumuzda son yok!

59. Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey  söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da  biz inciniriz.

 

Doğurdun beni hacel arada kör karanlık bir gecede
On altı yaşında beni İstanbul a saldın anacım
Ama inan göbeğimi kopartığında;
Bu kadar canım yanmamıştı
Belki bu yüzden bu yüzden anacığım yüzüm gözüm kırık dolaşırım hala
Avuçlar dolusu ağladım yalnızlığımda pek belli etmeden
Ama en çok babam buzağımı kestiğinde ağlamıştım
Şimdi bunlar nerden çıktı deme bana
hep konuşmak istemişimdir yıllar yılı
Ama olmadı
Beklide kalabalık sülale olmanın bedeli
Bir sofrada kahvaltıya doyamadım anacığım bırakta konuşayım
Beklide ölesim gelmiş kim bilir bırakta ağlayayım
Buralarda insanlar araba ve elbise markalarını ezberlerler
Bense ayrılıkları
Bazıları yazlıklara gitmeye özler
Bense gübre kokulu anneme kavuşmayı özlerim
Kendimi kızılağaçlar arasında kaybediyorum zaman zaman
Başıma bastığın toprağın kokusu vuruyor anam anacığım
Anacığım bilirsin üniversiteyi Almanya da ki eniştemin parasıyla bitirdim
Düzensiz harcamalarımı da bilirsin aç kaldım zaman zaman
Ama onursuz hiçbir zaman
Hiçbir zaman da gücenmedim yedi bölgeli ülkeme
Çok küfür ettim onursuzlara vazgeçmem derdim
Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle
Kökü toprakta karayemiş fidanı gibi direndim dimdik onurla
İki kez silahlı saldırıya uğradım ağustos ayında ise ekinler sararırken doğduğum şehirde uyandım
Beş yaşındayken âşık oldum lisedeyse öğretmenime ablamın ve senin müdahalene karşı
Velhasıl çok sevdim kadınları anacım aldattıklarımda oldu aldatıldığım da ama asla konuşmadım arkalarından
Hele sana lacivert gözlü torun veremedim ya ben yine hayırsız oğlunum senin
Kimsenin önünde eğilmedi bu asi başım
Bize ilkokulda öğretti öğretmenlerimiz Celal Bahçekapılı Nuri Gazioğlu ve Orhan Yavuz
İleriyi görmek için başımızı hep dik tutmayı onlardan öğrendik
Bu yüzden anacığım işte bu yüzden güneşin bile üzerine yürüdüm gölgemi geçmek için
İyide oldu uzakta kırılan söğüt dalını gördüm acısını da
Mısır püskülünü rüzgârda salınmasını seyrettim bahtiyarlığını da
Karşı yamaçtaki evde doğum sancısından ve de fakirlikten tahtayı ısıran kadının acısını duydum yüreğim derinlemesinden orta yerinden yarılarak
Şimdi gelelim sana beni iyi dinle koca çınarım
Kemal Dursun ve Rüştü Er iyi doktordur ilaçlarını bir defa olsun saatinde al be anacım
Öyle kolay pes etmek yok yaşamakta direneceğiz ve kahretsin ki buda bizim elimizde olan bişey anacığım
Duyduğuma göre abimin resmini ahırda inekle buzağının arasına asmışsın benim koca anacığım millet senin kara bıyıklı oğluna sevdanı bilemez gülecekler sana
Mektubumdaki üzünçlerimden babama bahsetme beni kırsada yıkamaz bu kirli şehir hem kolay okuyasın diye büyük harflerle yazdım kolayına gelipte ablama okutma cumhuriyet kadını evet anam yine kirpiklerim tuzlandı yine galiba şimdilik bu kadar
Seni ilkbaharda patlayan tohumun hışırtısı kadar masum öpüyorum ve seni kardelen çiçeğinin özlemiyle kucaklıyorum
Biliyorum bu son sözlerden bir şey anlamadın ve beni sövdürmeye başlıyorsun
O zaman al sana al sana anderin mastisi seni çok seveyirum hayırsız oğlun